Bu hafta bir tbt yapıp, 6 yıla yakın bir zaman önce Trabzon ve Rize’ye yaptığım seyahatte aldığım notları sizlerle paylaşmak istedim. Tesadüf öyle ki 2017 yılında yaptığım seyahatte en çok Rize’yi beğenmişim. 2018 yılında tekrar gittiğim bölgeye, bu sene bir Rize’li olarak gideceğim???? Bu sene ki ziyaretimden notları da sizlerle paylaşacağım. Bakalım geride bıraktığımız 6 yılda bölge ne kadar gelişmiş, değişmiş yada gerilemiş. Temmuz ayında paylaşıyor olacağım. Ama gelin bakalım 2017 yılında neler yazmışım.
4 Temmuz 2017
Karadeniz yolculuğumuzda bugünü Uzungöl’e ayırdık. Fotoğraflarda da görüleceği üzere doğadaki tüm yeşil tonlarının birbiri ile buluştuğu çok güzel bir doğa harikası!
Fakat gel gör ki bölgedeki çarpık yapılaşma, nehrin kenarlarına varan dinlenme tesisleri, çay bahçeleri ve lokantalar tüm güzelliği çok da uzun olmayacak bir süre sonra tamamen yok edecek cinsten.

Bu anlamda Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne çok is düşüyor. Konuya acilen el atması gerekiyor. Ayrıca bölgedeki Arap popülasyonu da rahatsız edici düzeyde.. Tüm mekanlarda Türkçe ve Arapça ilanların ve reklamların olması camiden yapılan duyuruların bile Arapça ve Türkçe olması çok düşündürücü…
Sanırım bir tabiat mucizesini daha plansızlık nedeni ile kaybedeceğiz. Hazır Uzungöl’e geldim. Anı olsun veya hediye olsun diye almak istediğiniz tüm hediyelik eşyalar da ayrıca el yakıyor. Arap değilseniz, alışveriş yapmanıza gerek yok. Çünkü esnaf herkese Arap’mış gibi muamele yapıyor. Gidin ve çok uzun değil kısa bir süre sonra göremeyeceğiniz bu güzellikleri görün ve hiçbir şey almadan geri dönün????
5 Temmuz 2017
Trabzon, Sürmene, Yeniay köyünden herkese merhaba!

Bugünümün mottosu “Çay deyip geçme!”
Bugün çaylıklarda çay kırdık! Trabzon’da çay kırılıyor. Rize de ise çay toplanıyor. İkisi de aynı işlem:) ama yöreye göre söylemi değişiyor. Bir de Trabzon’da çaylık diyoruz. Rize’de çay bahçesi…

Çay toplamak çok keyifli bir iş. Ama uzunca bir süre iki büklüm olarak aynı işlemi yapmak (bir de boyunuz benim gibi uzun ise), çay ile dolan arkalıkların yokuş aşağı olan arazide taşınması yağmuru, güneşi… Hiç kolay is değil. Onun için çay deyip geçmeyin!
Ve ben her bölgenin coğrafi özellikleri nedeni ile insanlarının yaradılışlarını ya da karakterlerini etkileyen özellikleri olduğuna inanırım. Mesela Karadeniz bölgesi insanı hem hızlı hem de yüksek sesle konuşmayı çok sever. (En azından benim tanıdıklarım:) ) Sanırım çaylıklarda birbirlerine seslerini duyurmak için yüksek ses kullanımı bir davranış modeli haline gelmiş. Ayrıca çaylar olduktan sonra iki gün içinde toplanmalı. Yoksa güneşten yanıyormuş. Yani ellerini hızlı tutmalılar. Bu da onların hızlı konuşma ve hızlı hareket etme özelliğine etki etmiş olsa gerek. Bir de düşünün ki burada kümesler bile yokuş aşağı çaylıklardan hiç bahsetmiyorum hep yamaçta yer alıyor. Bu da onların hayatla mücadele ederken ne kadar inatçı olmaları gerektiğine dair karakterlerine yansıyan bir coğrafi özellik olmuş. Neyse bugün de çok konuştum. Şimdi yaliya doğru bir çay içeyim. 🙂
Çayı sev, çayı koru…

6 Temmuz 2017
Bugün Sümela’nın şifresini çözmek için Sürmene’den Maçka’ya yola çıktık. Sürmene Trabzon’nun Rize’ye en yakın bölgesi, en doğusu diyebiliriz. Hali ile Maçka’ya gitmek buradan 1 saatten biraz fazla sürüyor.

Altındere Milli Park’ı içerisinde yamaçtaki kayalara inşaa edilmiş manastırı elbette ki göremedik. Çok yaklaşmıştım. Ama restorasyon hala bitmemiş. Bizde yoldaki doğa güzelliklerini, birbirinden şahane ağaçları ve mis gibi orman kokusunu içimize çekerek günümüzü tamamladık. Ay bir de laz böreği yedim. Aslında tatlıymış:)
7 Temmuz 2017
Bu gezimde Karadeniz’de en son durağımız Rize idi. Fırtına Vadisi’nden başlayıp, Çamlıhemşin ve Ayder Yaylası’nın güzellikleri ile son bulan bir yolculuk oldu.
Istanbul’da sıcaktan piştiğiniz su günlerde ben Ayder’de battaniye ile dolaşmak zorunda kaldım. Ayder’e henüz yaz gelmemiş. Sıcaktan kavrulanlara duyurulur:)

Trabzon ne kadar güzel ise Rize ondan 2 kat daha güzelmiş. Bu anlamda Rize Belediyesini gerçekten tebrik etmek istiyorum. Turistik bir alana çevireceğim diye hiçbir alanı soytarıya benzetmemişler. Binalar tesisler ne çok katli ne de ekosisteme aykırı malzeme ile yapılmış. Her şey yerli yerince ve çok güzeldi.

Mevla’m herşeyi ayrı bir güzel yaratmış. Ama bu ülkeyi ayrı bir güzel yaratmış. Mis gibi çam ağaçları toprak kokusu ve duyacağınız tek ses fotoğraflarda da göreceğiniz üzere şelalelerdi.

